"Zıtlıkların içinde anlamları görebilenler hayatın mucizesiyle karşılaşırlar" - www.kafanagorehayat.com | www.kafanagorehayat.com

“Zıtlıkların içinde anlamları görebilenler hayatın mucizesiyle karşılaşırlar”

Evet bir kitabı daha okudum ve bitirdim. 593 sayfalık bir kitabı, elimden bırakamadığım için, bıraktığımda aklım kaldığı için, işe gidip gelmelerim, uyku, ev, derken 5 günde, soluksuz okudum. Kana kana okudum bitti ama kitabı okurken içimde oluşan umut geçmedi, hatta daha da çoğaldı. Azra Kohen’in umut dolu enerjisi satır aralarından ulaştı, sardı sarmaladı beni. Kitap bitti, ayağa kalktım, uzunca süredir ara verdiğim işlerime dört elle sarıldım. Bir an önce her şeyi bitirmeliydim, çünkü Azra Kohen’in önerdiği kitaplar vardı sırada okunacak. Enerjim geçmedi devam ediyor ve size, bana şifa gibi gelen bu romanı tavsiye etmek için yazıyorum.

Ortak kültürümüzün bize ulaştırıldığı bir roman yazmış, Kohen. Kahramanlarımızın farklı düşüncelere sahip olması aşık olmalarını engellemiyor. Evet bir aşkı anlatmış yazar, ancak çok çok fazlasını yaşatmış kahramanlara. Bir ülkenin tarihinden bir kesiti yaşıyorsunuz, aşkı merak ederken. O kadar bilgi var ki içinde, güzel araştırılmış ve çok akıcı sunulmuş o kadar bilgi; Osmanlı İmparatorluğunun parçalanması, Sümerler, dinlerin tarihi, Hindistan, 1930’lar Türkiyesi, milli ve kişisel değerlerimizle neden oynandığı, önce ‘biz’in sonra ‘ben’in nasıl kaybolabileceği, demiryolunun neden olduğu gelişme, petrol, bilim, analiz, sentez…var da var.

“Okudukça, öğrendikçe hayat sizinle konuşmaya başlar” cümlesini burada okumakla kitapta okumak arasındaki farkı okurken göreceksiniz, çünkü gerçekten kitap sizinle konuşuyor, dinlerseniz hatta hayat da.

Merak ise öğrenmenin ilk koşuludur ve neyi merak ettiğiniz karakterinizin temelini oluşturur. Ben de bestseller/çok satan kitapları merak etmezdim, aksine çok satıyorsa, kolay, yüzeysel olduğunu düşünürdüm. Bu nedenle Azra Kohen’in, Fi, Çi , Pi serisini çok geç okudum. Öncelikle dilin akıcılığı, kurgunun güzelliği dikkatimi çekti. Ancak bu üç kitapta en önemli vurgu kişilerin karakterleri ve hayata bakışlarınaydı. Sonrasında Aeden yazıldı, Kohen tarafından. Koşarak almadım bu kitabı da. Özellikle almak istediğim kitaplar için kitapçıya uğradığımda, kitapçımın tavsiyesi ile aldım. Müthiş etkilendim Aeden’i yazan hayal gücünden ve bilgi birikiminden. Ben matematik, fizik, biyoloji, kimya seven ve hayatın anlamının bu bilim dalları ile anlaşılacağına ve sonrasında edebiyat ile anlatılabileceğine inanan bir okur olarak Azra Kohen’i Aeden romanı ile kendime çok yakın buldum. Sanki aynı zihni paylaşıyorduk. Daha sonra bir arkadaş toplantısında, bana hiç benzemeyen ama iyi bir okur olan başka bir arkadaşımın da aynı duyguları hissettiğini duyunca Azra Kohen’e farklı bakmaya başladım. Ben televizyon izlemem, medya takibim de oldukça kısıtlıdır. Kohen’i tanımıyor, bu esnada çok ünlü olduğunu, onlarca programda konuşup, videolar yayınladığını bilmiyordum.

Azra Kohen hayranı arkadaşım telefonda, yeni kitabı, “Gör Beni”den bahsetti. Ben ise onun kadar heyecanlı değildim, tamam güzel kitap yazan, bana hitap eden bir yazar vardı karşımda ama yine de kuşkuyla bakıyordum yeni gelen romana, bu bir türlü çözemediğim yazara. Ertesi gün işe geldiğimde, bir arkadaşımın elinde Gör Beni romanını gördüm. Okuyup okumadığını, nasıl olduğunu sorarken, geçici göreve giderken yanında götüremeyeceğini, başka kitabı olduğunu söyledi ve kitabını bana bıraktı. Elime aldım, nasıl yazmış, konu neymiş merakıyla ilk sayfasını açtım. Merakımı gidermenin yolu yoktu, ilk 100 sayfayı o açışta okudum.

Şimdi yeni kitabını dört gözle bekliyor ve nasıl bu kadar genç yaşta, bu kadar çok bilgiyle, bu kadar güzel yazabildiğine hayret ediyorum. “İnsanın kazanamayacağı tek savaş kendisiyle olandır” diyen bir yazar artık sadece yazar olmaktan çıkmış bir filozof olmuştur fikrindeyim. Kitabın her bir cümlesi, biliyorum ki oldukça iddialı bir yorum olacak, kitabın her bir cümlesi ya tarihi ya bilimsel bir bilgi ya da felsefi bir düşünce içeriyor. 6000 sayfalık bilgi 600 sayfaya sığdırılmış gibi.

“Doğru daima doğrudur ta ki birileri onun yanlış olduğunu kanıtlayana kadar ve tarih doğru sanılan yanlışlarla doludur” diyor Kohen, notlar kısmı ile de 4 yıl süren araştırmalarını hangi kaynaklardan yaptığını bize sunuyor. Bu da, bir kitap okurken içine düştüğüm, “acaba hangisi gerçek, hangisi kurgu” ikilemimi, ve “nereden biliyor, kendi düşüncesi mi yoksa?” endişemi ortadan kaldırıyordu. İşte keyifli okumanın, benim için, sırrı.

Azra Kohen, oğluna yazıyor. Evet, her şeyi oğluna anlatmak amaçlı yazıyor ve iyi ki de ona yazıyor. Bakınız bu sayfada nasıl seslenmiş oğluna;

Tarih tekerrürdür. Bunu görebilmek lazım. Hele bir de yüzeysel bildiğimiz, yanlış anlatılan bir tarih vardır ki bu, “yağmalamak istiyorsan önce köksüzleştir” diyen emperyalist zihniyetin tek aracıdır. Bazı bölümleri okurken gözlerimden akan yaşlar, ülkemde oynanan oyunları bilip, anlayıp karşı durmaya çalışanların yanında olamadığımdandı. Ama işte enerji, umut bu hüznü veren satırlarda vardı, ve diyordu ki bana, kendi potansiyelini keşfet, performansını yarat. Fırtınalar yaratacak enerji kaynaklarına ihtiyacımız var, tek tek birey olarak. “İnsan kendi fırtınasından sadece sevgi çıkarabilir” ve “savaşlar, savaşılarak kazanılmaz”.

 DEVRİMDİ CUMHURİYETİN NİYETİ, BİR İNSANLIK DEVRİMİ. SADECE BU ÜLKE İNSANLARI İÇİN DEĞİLDİ HEDEF, TÜM İNSANLIĞA ÖRNEK OLACAK…

Azra Kohen yazmış, Gör Beni… Görmemiz, duymamız, anlamamız lazım. Mutluluğumuzun anahtarıdır çünkü anlam.

Keyifli okumalar…

Not: Okurken, müzik önerileri eşliğinde okuyun lütfen. Azra Kohen (tıpkı benim de uzun süredir blogumda yaptığım gibi) duygusunun tamamını size yansıtabilmek istiyor.

(Burçak Şenler Sınmaz)

“Zıtlıkların içinde anlamları görebilenler hayatın mucizesiyle karşılaşırlar” için 2 yorum

  1. Burçak bu denli değerli bir roman ancak bu şekilde anlatılabilmesi…Kitabı anlatışına aşık oldum süpersin👏👏👏Bu arada sayende okuyucu kitlesini arttıracaksın👌Çünkü bu kitabı okuyup kendi hayatına katkı sağlayan insan sana ne kadar minnet duyacak sağol arkadaşım😘❤️❤️❤️

    • Burçak Şenler Sınmaz

      Kitabın, konusunda, kelimelerinde değil de, harflerine sürülmüş ilaç var sanki, insanı eyleme zorlayan.Bitirdiğinde bir şeyler öğrenmenin, hikayeden keyif almanın yanı sıra enerji doluyor insan. Ben teşekkür ederim, telefonda beni zorlamadan, bu kitabı önerdiğin için.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir