Varoluş! - www.kafanagorehayat.com | www.kafanagorehayat.com

Varoluş!

Saat tam sekizdi işte. Taksi ilerlemiyor, ilerlemeyen taksinin şoförü radyoda çalan müziğe eşlik eden kafasıyla uzaklara dalmış bakıyordu. Bırakmıştım ben de içimde koşuşturan kelebeklere uyum sağlamayı.

●●●

Telefonu kapatmak için söylememiştim ki!.. “Yazmak geldi içimden” diye, hemen “kaleminle senin arana girmeyeyim öyleyse” dedi. Kalemimle aramda değil, kalemimin ucundaydı oysa. Tüm geceyi elimde kalem kağıt, gece lambamın ışığında, pencerenin önünde geçirmiş, aklımdaki her sözcüğü kağıda dökmek istemiştim. Bir sözcük yazıyordum, ikincisine geçemeyecek kadar derinlere dalıyor, yazmayı da düşünmeyi de bırakıyor, hissediyordum olanca varlığımla, olanca varlığını… Hissettiğim bugünün mutluluğu değildi.

Mutluluk…

Bir iç çekiyorum… Neyin fiziksel cevabıdır bu iç çekiş?

Sessizlik yoğunlaşmıştı. İçim de dışarısı gibi sessizdi. Yüreğim çok genişlemişti sanki, tüm duygular doldurmuştu içimi. Kafam bomboş yüreğim dopdoluyken hafiftim, hafiflemiştim. Anlamıştım boğucu olanın düşünceler olduğunu, duygunun en olumsuzuyla bile karşılaştırıldığında.

●●●

Şoför aynadan bana baktı, fark ettim. Gözlerimle gülümsedim dudaklarımı kıpırdatmaksızın. Bakışları aynada takılı kaldı.

Anlamadı.

Anlamadı gülümsediğimi…

Anlamadı neden gülümsediğimi…

Anlamadı neden kendisine gülümsediğimi.

Hayata gülümsüyordum artık.

Artık gülümseyebiliyordum hayata.

Gözlerimle, dudaklarımla, zihnimle, kalbimle…

En doğal hareketti gülümsemek.

Hafiflemenin ifadesi…

Kabul edişin…

Varoluşun…

Oluşun…

Bitmişti. Bunca koşuşturma, birbirimizi yeyip bitirme, yok sayma, hırpalama… Oysa şimdi biliyordum, gelecek nesillerde evlilik diye bir şey olmayacağını. Evlilik gibi bir ikili hayatla insanların birbirlerini, birbirlerine benzetmeye çalışmalarını kimse anlayamayacaktı gelecekte, biliyordum. Biliyordum ki soyut evrimin bir önemli adımı olacaktı, insanların bir imza, bir yüzük ile tüm bedenlerini, düşüncelerini, duygularını birbirlerine bağlayıp tutsak yaşamalarının ilkelliğini bırakmaları. Gönül severdi. Sevdikçe birlikte olunurdu. Evlilik neydi?

●●●

Araba hızlanmıştı artık.

●●●

Sabahın aydınlığı başladığında hislerime yoğunlaşmak, düşüncelerimin yargısından bağımsızlaşmamı sağlamıştı işte. Sabah doğan güneşin ışığı içime doğuyordu aynı anda. Dünya bedenime geri geliyordu. Önce kokularla… Evin alışıldık kokusuna karışan alışılmadık sabah kokusuyla. Sesler geliyor yavaş yavaş. Ben kulak kabarttıkça anlaşılır bir melodiye dönüşüyorlar.

●●●

Gelmiştik. Konser salonunun kapısında durdu taksi. Yine gözleri aynadaydı. Ayna tek iletişim kaynağımız. Aynada birbiriyle buluşan iki yabancı dünya. Parayı uzatırken ilk kez birbirimize bakıyoruz, aynanın büyüsü olmaksızın, aynı yöne bakmaksızın. Birbirimize bakmak, birini ters bakmaya zorlar diğerinin aksine.

Görkemli bir binanın önündeyim. Kendimi görkemsiz hissettirmeyecek kadar güzel. Binalar insanlar tarafından yapılır, bakış açılarından çok enerjileriyle. Bina ve ben… Sadece ikimiz varız sanki koskaca dünyada…Gülümsüyorum. İçeri açılan kapı… Biraz sonra dışarı açılıyor, içimdeki huzur artmış olarak. Diğer akşamlardan başka çaldım bu akşam…bu akşamı. Elbisemi değiştirmeden, makyajımı silmeden çıktım. Olması gerekenleri, olması gerektiği için değil istediğim için yaptığımda, ben benim!

Gülümsüyorum…

●●●

Onsuz ev, farklı. İyi, kötü, güzel, çirkin değil; farklı! Zorlamaksızın, zamana ya da mekana ait olmaksızın sadece var olmak. Onlu ya da onsuz olmayı ben seçmedim. Var olmayı seçtim ben.

●●●

Yürüdüm biraz, ağır ağır, olmayan esintiyi hissederek.

Yok etmek illaki öldürmektir. Bir yaşamı yok etmek, bir hayatı. Sen kendi hayatın için başkasını yok edemezsin. Sadece bir an bile yapıyorsan bunu, unutma ki hayat anlardan ibarettir. Hayat için zaman, yer ya da başkası yoktur. Sen bir hayatı hiçe sayamazsın, değiştirerek.

Nasıl hatırlamıyordu ilk yılların heyecanının, birlikte yan yana, ileriye baktığımızdaki mutluluğu görmek olduğunu.

Göremedi.

Gösteremedim.

Birlikteliklikler yan yana ileri bakmayı getirir…

Evlilikler ise karşı karşıya baktırır ve

Ters bakanın farkındalığına kadar sürer.

Farkındalığın sonucu, oluştur…

Varoluş işte!

(Burçak ŞENLER SINMAZ)

 

Satranç

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir