Sorduk Hasan Öğretmenimize... - www.kafanagorehayat.com | www.kafanagorehayat.com

Sorduk Hasan Öğretmenimize…

“Görevimi yapıyorum aslında” dedi.

 

Ne zaman bıraktık görevimizi hakkıyla yapmayı?..

Neden?..

Arkadaşım Hasan KARTAL…

Facebook’da gördüm ilk paylaşımı.

 

Hasan öğretmenim harikalar yaratıyor, yaptığı işe sevgisini kattığı için.

Arkadaş oldum, sanal alemde olsa da mutluluk vericiydi, böyle bir kişiyle arkadaş olmak.

Sayfasındaki yorumları inceledim ve bu yorumlara verdiği cevapları… Dikkatimi çekti; “kocaman adam olduklarında, bir doktor, bir savcı, bir sanatçı, sizi hatırlayacaklar” şeklindeki çok güzel bir yoruma, “umarım çok mutlu olurlar” diye cevap vermiş. Gözlerim yaşardı. İşte dedim, gönül adamı olmak, işte işini sevmek, işte insanları sevmek ve işte iç huzur! Siz mutluysanız, harikalar yaratır daha da önemlisi mutluluk dağıtırsınız.

 

“Özellikle dezavantajlı bölgede eğitim gören çocukların eğitime ve hayata doymaları için çocukların önüne sadece müfredatı koyamayız…Eğer müfredata bir şeyler katamazsak çocuk tam anlamıyla doymadan sofradan kalkmış olur..

Vizyon sahibi öğretmenler içinde bulunduğu mekânı ve zamanı iyi kullanıp çocukların çok yönlü gelişmesine yardımcı olmalıdırlar…” diyor Hasan öğretmen.

 

Lojman odasını, “Bilim ve Sanat Atölyesi” yapıyor, daha okulla yeni tanışan çocukları, bilime, sanata yönlendiriyor…

İç dünyası, gördüğü, bildiği ile zenginleşecek minicik zihinleri, ezber bilgilerle doldurup “işimi yaptım” diyerek, “bu kadar maaşa daha da fazla olmaz” gibi cümlelerle evin yolunu tutmuyor.

 

Atatürk’ün “Sanattan mahrum kalmış bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir..” sözünü hatırlatarak “Dezavantajlı bölgede olabiliriz fakat bu bizim kaderimiz olmamalı.. Çocukların yaşam kalitelerini zenginleştirmek bizim elimizde..” diyor, çocuklarını tiyatroya götürdüğü bir gün.

Üniversiteyi bitirdikten sonra bir köy ilkokuluna atanmayı istemiş çiçeği burnunda öğretmenimiz, “Çünkü öğrencilere daha sıcak bir ortam oluşturabilirsiniz. Bunu gerçekleştirmek için çabaladım. Okuldaki malzemelerin çoğu el emeğinden oluşuyor. Maddi değer biçmeye kalksanız herhangi bir maddi değeri olmayan malzemeler ama emek olduğundan güzel şeyler yaptığıma inanıyorum. Mesela lambamız için bir tane boruyu boyadım. Işık takarak sokak lambası görüntüsü verdim. Daha sonra öğrencilerin oturduğu kütükleri bir velinin bahçesinden aldık. Ses ağacımız var sınıfta. Onu da kurumuş bir ağaçtan yaptık. Annem ve ablamın yardımıyla minderleri yaptık. Askımız yoktu. Onu da bir odun parçasını çiviyle çakarak askı oluşturdum. Çocukların öz güven sahibi olmaları için bir tiyatro köşemiz var. Harf küplerimiz var. Geçen hafta marangozdan aldım, boyadım ve üstüne harfler yazdım”demiş bir röportajında Hürriyet gazetesine.

 

Bana İsmail Hakkı Tonguçları hatırlattı, bana benim öğretmenlerimi hatırlattı. Gaziantep’te ilkokulumuzun bahçesinde kendi küçük tarlamızda her dönem yetiştirdiğimiz ürünleri, öğle yemeklerini evden getirdiklerimizle oturup hep beraber yiyişimizi, öğretmenimizin evlere dağılmadan önce her gün bir hikayeyi okuyup yarısına geldiğinde ise “hadi eve gidip düşünün bu hikaye nasıl bitiyor” diye bizi giydirip yollayışını hatırlattı. Bana güzellikleri hatırlattı, umut verdi.

Bilgisayarları, tabletleri, akıllı telefonları, en son teknoloji ile donatılmış sınıfları yok Diyarbakır Kumrucuk Eğitim Köyü’nün … Bunlar mıdır bir çocuğa, duymayı, anlamayı, algılamayı, neden sonuç ilişkisi kurarak analiz, sentez yapmayı öğretmek için illa lazım olanlar? Elimizdeki soru, deney ne olursa olsun amacımız bilgi edinme yeteneği kazandırmak, zekasını geliştirmek değil midir? Hem de bunu beş duyusuyla yaptırabilmek, kendisinin yapabilmesini sağlamak…

 

Ve şimdi soruyorum; hep beklemekle mutlu olunabilir mi? Almadan vermeyi bilmek gerekmez mi? İdealist olmak, işini sevmek, maaş için değil de üretmek için çalışmak çok mu zor?

Çocuklarımıza sevgiyi, mutlu olmayı öğretmeliyiz, almayı, hep kendine istemeyi, sahip olmayı değil…

 

Çok sevdim yeni arkadaşımız Hasan Kartal* öğretmenimi, bizim her gün yılmadan söylediğimiz mutluluğun anahtarını çocuklarına küçük yaşta kalpten öğretiyor… Bir etkinlik paylaşımında belirtmiş yaşam düsturunu;

“Bizler için üç şey çok değerli; üretim, üretim ve son olarak üretim

Sevgi ve saygılarımızla”

* Hasan Kartal kimdir?

Diyarbakır, Sur ilçesi, Kumrucuk köyü ilkokulu

1/A sınıf öğretmeni : Hasan KARTAL
2/A sınıf öğretmeni: Hasan KARTAL
Okul müdürü: Hasan KARTAL
Hizmetli: Hasan KARTAL
Güvenlik: Hasan KARTAL
Hatta aşçı ve bahçıvan da O

EYFOR-9  “Yılın Örnek Öğretmeni”

 

(Burçak Şenler Sınmaz)

Vazgeçemedikleri 10 Özellikleriyle Cahil İnsanlar…

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir