Siri, Google Now, Cortana vb. programlardaki sesli komut sisteminin mucidi, 12 yaşında okuma yazma öğrenen Prof Dr Hüseyin Yılmaz - www.kafanagorehayat.com | www.kafanagorehayat.com

Siri, Google Now, Cortana vb. programlardaki sesli komut sisteminin mucidi, 12 yaşında okuma yazma öğrenen Prof Dr Hüseyin Yılmaz

İddia;

Acıpayam’da başlayan ve ABD’nin Boston şehrine kadar uzanan bir başarı öyküsü Prof.Dr. Hüseyin Yılmaz’ınki… Fizik dehası olan Yılmaz, meslektaşı Einstein’in hatasını bularak literatüre geçti, kendi ismiyle anılan kuramları oluşturdu. 1958 yılında, çalışmalarını yakından takip ettiği, ünlü fizikçi Albert Einstein’in kendisi kadar ünlü fonksiyon teorisinde eksikler tespit etti ve bunu bir mektupla ünlü bilim adamına bildirdi. Ancak mektup ulaşmadan Einstein öldü.

Hüseyin…

Hikaye, 1936 yılında Denizli’nin Acıpayam ilçesinde görevli öğretmenlerin pikniğe gitmeleriyle başlıyor.

Öğretmenler piknik yaparken keçilerini otlatan küçük bir çoban çocukla karşılaşır. Çobanı yanlarına davet edip çay ikram ederler ve ismini sorarlar.

Küçük çoban ürkek bir sesle cevap verir: Hüseyin…

Hüseyin’e öğretmenler yanlarındaki gazeteyi verip okumasını isterler. O tarihlerde okuma yazma bilenlerin sayısı o kadar azdır ki… Okuma öğrenenlerin diplomaları bizzat valiler tarafından imzalanır…

Hüseyin okuma bilmediği için gazeteyi eline almayı kabul etmez…

Öğretmenler bu kez yaşını ve neden okula gitmediğini sorar…

12 diye cevap verir ve ekler: 3 yaşımda annemi kaybettim, 11’imde de babamı…

Hüseyin ile bir süre sohbet eden öğretmenler, çocuğun aslında çok zeki olduğunun farkına varırlar. Mutlaka okuması gerektiğini tembih ederler…

Hüseyin, karşılaştığı öğretmenlerin verdiği destek ve heyecanla Denizli’de parasız yatılı okumaya başlar.

Bir süre sonra katıldığı bir matematik yarışmasında Hüseyin’e bir kitap hediye edilir. Hüseyin kitabı bir gecede bitirir.

Ertesi gün Fen Bilgisi öğretmenine gider, “Bu kitapta eksiklik var” der…

Öğretmen şaşırır. Çünkü Hüseyin’in bahsettiği eksiklik, Görecelilik Teorisi hakkındadır. Söz konusu teorinin önemli bir parçasının kitapta olmadığını fark etmiştir Hüseyin.

Fen öğretmeni konuyu İTÜ’nde kendi hocası olan rahmetli fizik profesörü Nusret Kürkçüoğlu’na mektup yazarak iletir. Nusret hocadan şu yanıt gelir: “Hüseyin liseyi bitirince İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği’ne gelsin”

Ve Hüseyin mezun olunca İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği’ne gider. Denizlili öksüz ve yetim çoban Hüseyin, orada da birtakım çalışmalar yapar ve çalışmalarını hocaları anlayamaz. Hocalarından biri, “Bu çalışmalarını bilse bilse Amerika Boston’daki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) görevli Prof. Dr. Morse bilir’ deyip mektupla ona gönderir.

Prof. Morse’dan da şöyle bir cevap gelir: “Hüseyin’in bu yaptığını 5 sene önce bir grup buldu, ama bunu Hüseyin’in tek başına bulması olağanüstü bir şey. Biz Hüseyin’in tüm masraflarını karşılayacağız, Amerika’ya gelsin”

Yıl 1952… Hüseyin yüksek elektrik mühendisi olmuştur. Anne baba yok. Köyünün insanları son derece fakir. Bir gazete kampanya yapar ve toplanan parayla Hüseyin Amerika’ya giden bir gemiye bindirilir.

Hüseyin, MIT’te Prof Morse’un karşısına geçer. Morse, Hüseyin’in tez hocası olacak ama Hüseyin’in İngilizcesi de iyi değil. Anlayamıyor pek Morse’un dediklerini. Hocasına “Write on the blackboard” der. Prof. Morse da Hüseyin’in tez konusu olacak konuyu tahtaya yazar ve Hüseyin de bunu defterine geçirip üniversiteden ayrılır.

MIT’te genelde tez konuları 5 senede, 9 senede bitirilebiliyor olmasına rağmen Hüseyin çalışmasını 3 ay sonra bitirip hocasının karşısına çıkar. Morse birkaç gün sonra tezi inceleyip Hüseyin’i çağırır. “Senin tezin bitti. Ancak burası MIT. Biz burada böyle hemen doktora diploması veremeyiz. Sen git istediğin dersleri al, 2 sene sonra gel” der.

Hüseyin 2 sene sonra doktorasını alıp bu kez Princeton Üniversitesi’ne gider. Orada ünlü fizikçi Albert Einstein ile birlikte çalışır.

Birkaç yıl sonra Boston’a geri dönüp icatları destekleyen bir firmada çalışmaya başlar. Burada bilgisayarlar ile konuşmanın onlara talimat vermeye yönelik projeler yürütür. Sesle kumanda edilen bilgisayarı ilk defa 1960’ların başında Hüseyin Yılmaz yapar.

1958 yılında, çalışmalarını yakından takip ettiği Albert Einstein’in kendisi kadar ünlü fonksiyon teorisinde eksikler tespit eder ve bunu bir mektupla kendisine bildirir. Ancak mektup ulaşmadan Einstein ölür.

Yılmaz, bu hatayı ünlü bir bilim dergisinde yayımlayınca akademik dünyada adeta kıyamet kopar. Bilim dünyası ikiye bölür ve Einstein’in kuramına karşı Yılmaz kütle çekim kuramı da literatüre girer. 27 Ocak 2013’te ise ABD’de vefat eder.

Bugün dünyada çok popüler olarak kullanınan Siri, Google Now, Cortana gibi bütün programlardaki sesli komut sistemin mucidi Prof Dr Hüseyin Yılmaz’dır.”

Yazısını okuyunca duramadım araştırdım.

Bilim insanlarının akademik çalışmalarına odaklanıp, bilime yaptıkları önemli katkıları halka aktarmak yerine, “mazlum edebiyatı” yaparak bilim insanlarına ve kendi haber kaynaklarına daha fazla prim getireceğini düşünen kişi ve kurumlarca Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz’ın çalışmaları ve bu çalışmaların önemi kimi kaynakça gerçeklikten saptırılmıştır.

Öncelikle, Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz’ın gerçek bir fizik profesörü olduğunu belirterek başlamak lazım; çünkü bu tarz hikayelerde ismi geçen kişiler bile kimi zaman gerçek olmayabiliyor. Dr. Yılmaz, 13 Ağustos 1924’te Acıpayam’da doğmuş, 27 Ocak 2013’te ise Cambridge, ABD’de hayata veda etmiş bir fizikçidir. Çalışmalarına Google Scholar gibi kaynaklardan ulaşmak mümkündür.

ODTÜ Fizik Bölümü’nden Prof. Dr. Bayram Tekin, Dr. Yılmaz ile ilgili şu anılarını anlatıyor:

Boston taraflarında doktora sonrasında araştırma yaparken eski kitapçılara çok uğrardım. Bazen ilginç kitaplar düşer. Harvard Üniversitesi yakınlarındaki bir kitapçıda Hüseyin Yılmaz’a ait olan birkaç kitap buldum. Kitaplarla ilgili ilginç olan şey şu: Hüseyin hoca kitapların bir kısmını çok dikkatli okumuş, satır satır pek çok yeri çizmiş, not almış, soru işaretleri koymuş. Kitaplardan birisinin arasında 1958 yılında Physical Review dergisinde yazdığı makalenin el yazısı ile bir kopyası vardı. Sanıyorum o zamanki yazma imkanları nedeniyle eliyle yazmış. Sonra da daktilo ile sekreteri yazmıştır. Ama bu orijinal metin kitabın arasında kalmış ve sahafa satılmış o kitap.

Hüseyin Yılmaz’ın Kariyeri

Dr. Yılmaz okuma yazmayı 12 yaşından sonra öğrendi, açık öğretim üzerinden eğitim görüp nihayetinde İstanbul Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü’nde eğitimine devam etti. 1950 yılında lisansını, 1951 yılında ise yüksek lisansını İTÜ’de tamamladı. Bu sırada Einstein’ın kütleçekim teorisinde bir hata bulduğunu düşünen Dr. Yılmaz’ın hocaları ona bu konuda yardımcı olamayınca, Massachusetts Institute of Technology (MIT) ile irtibata geçtiler. Ulaştıkları profesörlerden birisi, Dr. Yılmaz’ın fiziğe yaklaşımından etkilenerek onu yanlarına davet ettiler. O noktada İngilizce bilmeyen Dr. Yılmaz, dil bariyerine rağmen 1952 yılında ABD’ye gitti ve 1954 yılında doktorasını tamamladı. 1954-1956 yılları arasında Stevens Teknoloji Enstitüsü’nde yardımcı doçent olarak görev yapan Dr. Yılmaz, 1956’da Kanada Ulusal Araştırma Konseyi’ne kabul aldı.

1957 yılında Sylvania Electric Products firmasında çalışmaya başladı. 1958-1959 yıllarında Princeton İleri Araştırmalar Enstitüsü’ne dahil oldu. 1959 yılında, “maser” (uyarılmış radyasyon emisyonu ile çoğaltılmış mikrodalga) kullanarak Genel Görelilik Teorisi üzerine yaptığı çalışmaları nedeniyle Kütleçekim Araştırmaları Vakfı Ödülü’ne layık görüldü. 1962 yılında Arthur D. Little firmasında üst düzey yönetici olarak çalışmaya başladı ve aynı zamanda MIT’de Biyoloji Bölümü’nde araştırmalar yapmaya başladı. 1964 yılında Eindhoven’da Algı Araştırmaları Enstitüsü çatısı altında çalışmalarını sürdürdü ve sonradan Winchester’daki Algı Teknolojileri (Perception Technology Corporation) firmasına dahil oldu. 1965 yılında Northeastern Üniversitesi’nden fahri profesörlük aldı. 1970’lerde bilim felsefesi ile ilgilenmeye başlayan Dr. Yılmaz, 1990’larda ise Tufts Üniversitesi Elektro-Optik Araştırma Merkezi ve Japonya’daki Hamamatsu Fotonik firmasına katıldı.

Dr. Yılmaz Bilime Ne Kattı?

Dr. Yılmaz’ın araştırma konuları fazlasıyla genişti. Özellikle kütleçekim teorisi üzerine çalışan Yılmaz, sonradan renk algısı ve konuşma algılama konularına da ilgi duymaya başladı. 1960’larda Edwin Land’in Evrim Teorisi’yle ilgili görüşlerinden yola çıkarak renk algısına yönelik yeni bir evrimsel teori geliştirdi.

Ancak en çok ses getiren ve tanınan çalışması, 1958 yılında kütleçekim üzerine yayınladığı teorisidir. Bu teoride, Einstein’ın Genel Görelilik Teorisi’nin zayıf alanlarla ilgili açıklamasının genellenmesi üzerine yoğunlaştı. Dr. Yılmaz’ın ilk teorisinin makalesi buradan ikincisi ise buradan okunabilir. Yayımladığı kitaplardan birisi buradan, ikincisi buradan edinilebilir. Dr. Yılmaz’ın çalışma alanıyla ilgili olarak Bayram hocamız şöyle anlatıyor:

Hüseyin hocanın ne tür bir araştırma yaptığı sorusunun cevabı biraz teknik; ama kısaca bahsedeyim: Aslında önerdiği 2 teori var. 1958 yılındaki teorisi biraz daha naif bir skalar kütleçekim teorisi. İkincisi ise bundan yola çıkarak geliştirilen, ama özünde Einstein denklemlerinin sağ tarafına maddenin yanında kütleçekimin de enerji-momentum tensörünü ekliyor. Tabi böyle bir tensörün anlamlı bir halini henüz bilemiyoruz. O yüzden teori, günümüz itibariyle sadece bir “fikir”, bir “hipotez” konumunda. Teorinin öngörüsü ise önemli: “Karadelik” diye bir şeyin var olmadığını ileri sürüyor. Ancak kim ne derse desin, teorisine çok güvendiğini biliyoruz. Bunu ben, kitapları arasına aldığı notlardan rahatlıkla görebiliyorum.

Teorileri fizikte yaygın olarak kabul gören kavramlar olan olay ufkunu (dolayısıyla karadelikleri), kütleçekimini, Büyük Patlama’yı ve genişleyen evren modelini reddediyor olmasından ötürü fizik camiasında yaygın olarak eleştirilmiştir; hatta 2007 yılında yayımlanan bir makale, Dr. Yılmaz’ın kütleçekim teorisini doğrudan doğruya, deneysel ve kozmolojik olarak çürüttüğünü ileri sürmektedir. Dr. Yılmaz’ın kütleçekim teorisi, şu 3 ana madde üzerinden eleştirilmektedir:

  • Teorisinde kullandığı alan denklemleri iyi tanımlanmamıştır,

  • Zayıf alanlarda bile, eğer ki süperkütleli bir karadelik civarı söz konusuysa, olay ufuklarının oluşabildiği bilinmektedir (Dr. Yılmaz’ın iddiasının aksine),

  • Teorinin geçerli olduğu sadece iki durum vardır: Tamamen boş bir evren veya negatif bir enerji vakumu altında.

Dr. Yılmaz’ın en temel iddiası, geliştirdiği kütleçekim teorisinin kuantum mekaniği ile de uyumlu olduğu, süpersicim teorisine ise alternatif bir teori geliştirdiği yönündedir. Halbuki bunu bugüne kadar başarabilen kimse olmamıştır. Dr. Yılmaz’ın bu konudaki iddialarının bir incelemesini buradan okumak mümkündür.

Ancak birçok akademisyen, Dr. Yılmaz’ın çalışmalarını övmüş ve uzun uzadıya analiz etmiştir. Dr. Yılmaz da ömrü boyunca teorisini eleştirenlere akademik makaleler ile yanıtlar vermeye çalışmıştır.1994 yılında, GPS teknolojisindeki ufak sapmalardan yola çıkarak teorisini test etmeye çalışmıştır.

Dr. Hüseyin Yılmaz’ın geliştirdiği teoriler bilim camiasında tartışılmış; ancak dikkate değer bir değişim yaratmaya yetmemiştir. Dr. Yılmaz’ın ileri sürdüğü gibi fikirler, fizikçiler arasında sıklıkla geliştirilen sayısız fikirden sadece bir kaçıdır. Bu fikirlerden belirli fiziksel öngörülerde bulunabilenler sınandıktan sonra güç kazanırlar. Dr. Yılmaz’ın hipotezleri bu sınavları geçebilmiş değildir. Buna rağmen Dr. Yılmaz, fiziğe birçok katkıda bulunarak bilimin ilerlemesine hız katmıştır.

Önemle vurgulanması gereken; zaten var olan gerçek haliyle oldukça başarılı  bu çoban çocuğun, yapmadıklarını yapmış gibi göstermek onu zaman içinde yaptıklarının da yalancısı durumuna getirmektir. Bırakalım artık abartmayı. Olan bire, bin katmak Türk toplumunun karakteristiği oldu. Yalancı bir toplum olma yolunda adım adım…

Kaynak; https://evrimagaci.org/huseyin-yilmaz-albert-einsteinin-kutlecekim-teorisini-curuttu-mu-7528

NOT; Yazıyı okumadan sadece video bilgisi ile kalmayın. Prof Dr. Hüseyin Yılmaz’ın dahli olmadan oluşturulan çarpıtmalara kapılmayın. Yeterince olağanüstü bir hayatı oldu, bizim abartmamıza ihtiyacı yok.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir