Bırakılamayan Sevgili - www.kafanagorehayat.com | www.kafanagorehayat.com

Bırakılamayan Sevgili

Bir kardeşiniz var mı?

Yoksa siz misiniz en küçük kardeş?

Ya da yok mu?

Benim var. Ve bir kardeşi varsa, insan nasıl büyür ancak onu biliyorum; küçük kardeş olmayı ya da kardeşsizliği bilemedim. Çocukken bazen, ‘kardeşim olmasa nasıl olur’u hayal ederdim, ama hemen sonra bu düşüncemden çılgınca korkardım; ya içimdeki merak istek gibi anlaşılır da kardeşime bir şey olursa diye… O benim hayattaki tek gerçek sevdiğimdi, annemden bile önce gelen. Sorumluluğum, hayatımın ilk anlamı…

Bir kardeşiniz varsa, bir değil iki kere güçlü olmalısınız, iki kere sabırlı, iki kere hoşgörülü hatta beş kere büyük olmalısınız olduğunuz yaştan ve de çok güçlü! Bir kardeş, şanstır; abla olma, ağabey olma şansı, hatta anne baba olma şansı o küçücük yaşlarda. Çünkü aslında her şey çok uygundur, rolleri karıştırmanız için. Annenizi, babanızı taklit ederek, onun annesi de babası da olursunuz. İçinizde bir çocuğunuz olduğu duygusuyla, “kardeşim” diye seslenirsiniz. Ondan sorumlusunuzdur; yürümesinden, konuşmasından, öğrenmesinden, sevinmesinden… Hayatından sorumlusunuzdur.  Aynı zamanda da aynı çetenin üyelerisinizdir; birbirinin kıyafetlerini giyen, doğum günü mumlarını birlikte üfleyen, hatta birlikte yıkanan. Zaman zaman da çete içi savaşlar dışında, dışarıya karşı birlik olmayı öğrenirsiniz ilk kural olarak. Anneye, babaya, arkadaşlara, teyzelere, amcalara, komşulara karşı birlik olmayı…

Hatırlıyorum; ben öğretmiştim kardeşime kendi özel bisikletini kullanmayı, öğrettiğim bir çok şeyin yanı sıra. O arkadaşlarıyla oynardı ben arkadaşlarımla, aynı sitenin içinde ya da aynı sokakta ama farklı farklı köşelerde. Oynarken bisikletinden inemezdi, yürüyemeyen kardeşim. Bir gün, yine ben kendi arkadaşlarımla beş taş oynarken arkadaşlarımdan birisinin kardeşi bize doğru koşarak geldi. Hem koşuyor hem de “Burçak abla! Burçin’i düşürdüler, Burçak abla!” diye bağırıyordu ve daha bir çok şeyi anlatıyordu koşarken nefes almaksızın. Ancak tek duyduğum, “BURÇİN’İ DÜŞÜRDÜLER” olmuştu… Ayağa kalktım. Kalkarken büyümüştüm, hem de çok güçlenerek büyümüştüm. O an hissettiğim kızgınlığı anlatamam! Kardeşimin oynadığı arka tarafa doğru koşarken tüm dünyaya karşı ben vardım kardeşim için, sadece ben ve karşımda savaşacağım bir dünya. Gücüm her şeyi yakabilecek, yok edebilecek kadardı; hissediyordum, yumruklarımı sıkmış koşuyordum.

Arkadaşlarından biri ona bağırmış, diğeri kavga başlatmış, bizimki de karışınca çekip düşürmüşler. Bunu sadece kardeşime yapanlara değil herkese ödetecektim, küçücük yüreğimle. Yıkar, un ufak ederdim her şeyi eğer gerekiyorsa. Kardeşim ve ben vardık bu dünyada. Diğerleri, o an hiç ama hiç önemli değildi.

Biliyor musunuz, sonrasında bana yapılan herhangi bir şeye karşı o gücümü bir daha hiç toplayamadım! Demek ki insan, kardeşini kendisinden daha çok severmiş! Bunu biliyorum artık. Kardeş sevgisi başka bir şeymiş. Her sevginin toplamı, hatta özüymüş.

Bugün bir arkadaşım kardeşi için böbreğini verdi. Özel bir kardeşe sahip olmakla, normal bir kardeşe sahip olma durumunda hissedilen duyguların farksız olduğunu gösterdi bana. Ben zannederdim ki, sadece ben yaparım bunu!.. Sadece ben, yürüsün diye ayaklarımı verebilirim kardeşime!.. Ama değilmiş işte öyle! Kardeşlik, evrensel bir duyguymuş ve her kardeş özelmiş, hem de en özelinden. Arkadaşıma, “ne kadar büyük, ulvi bir şey yapıyorsun” dediğimde hiç de öyle düşünmediğini, bunun en normal şey olduğunu söyledi ve ekledi “kardeşim o benim, başkasına yapsaydım ulvi olurdu”. Evet kardeşler, aynı karnı paylaşan karındaşlar, aynı yerden beslenen, ikiz olmasa bile birbirleriyle olan bağları diğerlerinden farklı olarak yaşayan insanlar…

Kardeşini kaybeden arkadaşlarım var. Nasıl anlıyorum o, ‘yerine ben gitseydim’ duygusunu, nasıl! Dünyada yalnızlık hissettiriyor  kardeşsizlik; ne annesizlik ne de babasızlık gibi… Bambaşka bir yokluk!.. Yürekte kapanmayan, kimsenin kapatamayacağı bir özlem!

Kardeşim, hiç büyümeyen bebeğim! Çabuk büyüme nedenlerimden biri… Birisini koruma konusunda güçlü olma, daha anlayışlı olma, empati yeteneği sağlama kaynağım… İçimdeki o, ondaki ben!..

Biliyor musunuz, kardeş sevgisi bir avantaj yaşamımızda, insanları koşulsuz sevebilmek adına. Ve şimdi ben, kardeş olabilme duygusunu yaşatan arkadaşlara yöneltebiliyorum çok küçük yaşlardan beri içimde geliştirip büyüttüğüm bu sevgi çeşidini. Sevgiler, aşklar çeşit çeşittir yüreğimizde; farklı farklı kulvarlarda ve aynı anda, farklı kişilere yöneltilebilinir. Birden fazla kardeşim olsaydı yine böyle olacaktı. Hepsini sevecektim, aynı derecede, aynı şekilde… Bu yaşlarımda bu sevgimi çoğaltarak dağıtabilmeyi de öğrendim. Zaten Burçinim içimdeki sevgimin yüreğimdeki kaynağından gün yüzüne çıkmasını, ham halini görmemi sağlamıştı. Yaşama karşı birlikteliğimiz ise, bu sevginin yaptıklarını ve yaptırabileceklerini, yani işlenmiş halini gösterdi. Şimdilerde, elimde hiç körelmemesini istediğim bir sevebilme yeteneği var; verilebilecek bir kardeş sevgisi, tıpkı diğer sevgilerim gibi olgunlaştırıp özümsediğim, verdikçe eksilmeyen, aksine çoğalan. Çok şanslıyım ki, bu sevgiyi aynı bu şekilde alabildiğim ve verebildiğim arkadaşlarım var; kardeşmişçesine yürek yüreğe olduğumuz. Kardeşli ya da kardeşsiz, bu sevgi türünü öğrenmiş olan veya benimle öğrenen arkadaşlarım, teşekkür ediyorum sizlere!..

“Çocuğum” gibi hissettiğim “kardeşim” Burçinim ve “kardeşlerim” gibi hissettiğim arkadaşlarım…

Sizi Seviyorum!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir