Mustafa Bülent ECEVİT - www.kafanagorehayat.com | www.kafanagorehayat.com

Mustafa Bülent ECEVİT

Mustafa Bülent Ecevit, 28 Mayıs 1925 tarihinde İstanbul’da dünyaya gelmiştir. 1943-1950 yılları arasında Cumhuriyet Halk Partisi Kastamonu milletvekili olarak görev yapan Prof. Dr. Fahri Ecevit ve ressam olan Fatma Nazlı’nın oğludur.

Ecevit 1944 senesinde Robert Koleji’nden mezun olmuştur. Mezuniyetin ardından Basın Yayın Genel Müdürlüğü’nde çevirmen olarak göreve başlayan Ecevit 1946 yılında Rahşan (Aral) Ecevit ile evlenmiştir.

1955 yılına gelindiğinde ise Ecevit Amerika Birleşik Devletleri’nin Kuzey Karolina eyaletinin Winston-Salem şehrinde, The Journal and Sentinel’de konuk gazeteci olarak çalışmıştır. 1958’de ise Rockefeller Foundation Fellowship Bursu ile Harvard Üniversitesi’nde sekiz ay sosyal psikoloji ve Orta Doğu tarihi üzerine incelemeler yapmıştır.

Mustafa Bülent Ecevit, Forum Dergisi, Milliyet Gazetesi, Özgür İnsan, Arayış gibi dergilerde çeşitli kademelerde çalışmıştır.

Türkiye’ye döndükten sonra 1957 senesinde milletvekili seçilmiştir. 1959 yılında parti meclisi üyeliğine seçilen Ecevit, 1960’tan sonra oluşturulan Kurucu Meclis’te görev almıştır.

1961 yılında bir kez daha milletvekili olarak meclise giren Ecevit 1961 ve 1965 yılları arasında İsmet İnönü başkanlığında kurulan koalisyon hükümetlerinin üçünde de çalışma bakanı olarak görev almıştır.

Takvimler 1974 yılını gösterdiğinde Milli Selamet Partisi ile koalisyon hükümeti kurarak 8 ay kadar başbakanlık görevini icra eder.

20 Temmuz 1974′te Kıbrıs Barış Harekâtı’nı gerçekleştirerek Türk ordusunun adaya çıkmasını sağlar. 1977 senesinde Cumhuriyet Halk Partisi azınlık hükümetinde yeniden başbakan olur.

12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra gözaltına alınan Bülent Ecevit’in 1982′de siyasetle uğraşması 10 yıl yasaklanmıştır.

1987’de yapılan halk oylaması ile siyaset yasağı kaldırılınca Demokratik Sol Parti genel başkanlığına getirilmiştir.

1991 yılına gelindiğinde Zonguldak milletvekiliolarak meclise girmiş ve 1997 yılı seçimlerinde ANAP ile kısa süreli bir koalisyon hükümetikurmuştur. 1999’daki seçimlerin ardından 28 Mayıs 1999’da MHP ve ANAP ile koalisyon hükümeti kuran Ecevit, başbakanlık koltuğuna oturmuştur.

DSP 2002 seçimlerinde barajı aşamayınca aktif siyaseti bırakma kararı almıştır.

Yücel Özbilgin’in cenazesinde beyin kanamasıgeçiren Ecevit 5 Kasım 2006 yılında, 81 yaşındayken hayata gözlerini yummuştur.

Bilinmeyenleriyle ilgili 2006 yılında yayımlanmış olan, Mahmut ÇETİN’in kaleme aldığı ” Çinli Hoca’nın Torunu Ecevit ” isimli kitabından yorumlarımlarıyla soy ağacı.

Kitaba göre, Bülent Ecevit’in dedesi, medrese hocası Mustafa Şükrü Efendi, dönemin padişahı Abdülhamit tarafından 1894’te Meclis-i Tetkikat-ı Şeriyye üyeliğine tayin edildi. Bu meclis, dini meseleleri inceleyen bir kuruldu ve adeta ”dini bir Danıştay” gibi görev yapıyordu. Ecevit’in dedesi, dini eğitim kurulları dışında önemli bir diplomatik görevde de bulundu.

Bu görev, Sultan Abdülhamit döneminde Çin’e yaptığı seyahatti. Seyahatin gerekçesi, Batılı işgalcilere karşı başlayan Bokser Ayaklanması’nda müslüman Çinlileri uyarmaktı. Çin müslümanlarının zarar görmemesi için gönderilen heyette Ecevit’in dedesi Mustafa Şükrü Efendi ile Nazım Hikmet’in dedesi Hasan Enver Paşa birlikte yer aldı. Heyetin başkanı Hasan Enver Paşa idi.

NAZIM HİKMET’İN DEDESİ HAPSETTİRDİ

109 gün süren Çin seyahati sırasında ilginç olaylar da yaşandı. Bir gün Mustafa Şükrü Efendi, vapurun salonuna yalın ayak ve iç donuyla çıkınca heyet başkanı Nazım Hikmet’in dedesi Hasan Enver Paşa, onu kamarasına kapattırarak başına da bir asker diktirdi. Mustafa Şükrü Efendi, bu seyahat için 500 Osmanlı altını harcırah aldı ve bu yolculuğun ardından ”Çinli Hoca” namıyla anılmaya başlandı. Refik Halid Karay, anılarında Mustafa Şükrü Efendi’den ”dini bütün olmakla beraber yenilikleri kabul eden zeki bir Kastamonulu zat” olarak bahsetmişti. Mustafa Şükrü Efendi, Aksaray’da 23 Ekim 1924 tarihinde vefat etti. Torunu Bülent Ecevit, dedesinin ölümünden 7 ay sonra dünyaya gözlerini açtı.

BABASININ DA ŞİİRLERİ VARDI

Bülent Ecevit’in babası Fahri Ecevit, hukuk fakültesinde adli tıp dersleri veren bir profesördü. İstanbul Tıbbiyesi’nde öğrenciyken şiir yazdı, ancak şiirlerini yayınlamadı. Fahri Ecevit, milletvekili olunca adli tıp alanındaki meslektaşlarını unutmadı. Maaşlarının düşüklüğünden bahsettiği meclis kürsüsünde milletvekillerini şu sözleriyle güldürdü: ”Bir kimse var mıdır ki, ‘ah şu adli tabip bana bir güzel otopsi yapsa’ diye düşünsün ve bu sebeple adli tabibe vizite müracaat etsin? Kimsenin bu hale düşmesini temenni etmiyoruz.” Ecevit’in annesi Nazlı Hanım da ressamdı. Türkiye’de empresyonist eğilime katılan sanatçılar arasında Bülent Ecevit’in annesi Nazlı Ecevit ile halası Afife Ecevit de vardı.

”BÜYÜK ADAM OLACAK”

Ferhande Hanım, Ecevit’in annesi Nazlı Hanım’ın teyzesiydi. Son sadrazam Tevfik Paşa, Ferhande Hanım’ın oğlu Bülent’i 3-4 yaşlarındayken kucağına alıp sevdi ve ”Bu çocuk ileride büyük adam olacak” dedi. Sadrazamın kucağında oturan çocuk, yarım yüzyıl sonra onun koltuğuna (başbakanlık koltuğuna) oturacaktı…

Ecevit’in eşi Rahşan Ecevit de 1923 yılının Aralık ayında İzmir’de dünyaya geldi. Onun ”parıldayan, ışıldayan” anlamına gelen ismini annesi Zahide Hanım koydu. Doğduğu gün ağlaması sayesinde mangaldan çıkan gazdan zehirlenen ailesini ölümden kurtardı. Babası Namık Zeki (Aral), can havliyle camları açtı ve aile kurtuldu. Rahşan Aral, Bülent Ecevit’in annesi Nazlı Ecevit’in öğrencisiydi. Genç Bülent, Rahşan Aral’ı ilk kez arkadaşı Altemur Kılıç’ın yanında gördü ve çok heyecanlandı. İkili, 1945’te nişanlandı ve o günden sonra bir elmanın iki yarısı gibi yaşadılar…

VAHDETTİN İLE BAĞ

Kitaba göre, Bülent Ecevit ile ilgili ilginç bir konu da Vahdettin ile bağı… Sultan Vahdettin’in torunu Hümeyra Özbaş, Bülent Ecevit’in üvey kuzeniydi. Özbaş’ın babası İsmail Hakkı Okday, Sultan Vahdettin’in kızı Prenses Ulviye’den ayrıldıktan sonra ikinci evliliğini Bülent Ecevit’in annesi ressam Nazlı Ecevit’in teyzesi olan Ferhunde Hanım ile yaptı. Bu evlilik, Okday’ın dünyadan ayrıldığı 10 Ekim 1977 tarihine kadar sürdü. -ATATÜRK İLE BAĞ- Rahşan Ecevit’e ilişkin bir ilgi çekici bir akrabalık bağı da kitapta sunuluyor. Buna göre, Aydın Boysan ile Rahşan Ecevit kuzen, Boysan ailesinden Mecdi Boysan ise Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kızkardeşi Makbule Hanım’ın eşiydi.

Kaynak timeturk, Çinli Hoca’nın Torunu Ecevit

 

1 Kasım

 

30 Ekim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir