Kelimelerin Sihri... - www.kafanagorehayat.com | www.kafanagorehayat.com

Kelimelerin Sihri…

Öğretmenlik sadece çocuklara, harfleri, sayıları, okumayı, yazmayı mı öğretmektir..?

Sadece çocuklara mı öğretmektir?

Köyünde bir okul açılışına gitmeye davet edilen,  Felsefe profesörü Altınay Süleymanova’nın hayatının nasıl değiştiğini okumak için çok güzel bir gündeyiz; 24 Kasım Öğretmenler Günü sonrası, “Kadına Şiddete Hayır Gününün” tam içindeyken.

İlk Öğretmenim Duyşen. İçime işleyen sen.

“Biz köylüyüz. Eskiden beri toprak doyuruyor bizi. Çocuklarımız da bizim gibi yaşayacak. Neden okusunlar? (…) “

Profesör olmuş bir kadının, yeni bir okul açılışına gittiği dönemden, 14 yaşına, çocukluğunun “okul nedir bilinmeyen” günlerine geri dönüşü var kitapta. Bir Kırgız köyünde, molların yerini öğretmenlerin almaya başladığı o ilk günlere. Bu tarih çizgisinde ileri-geri gidip gelmeler insan yaşamlarında gösterilirken, mevsimlerin değişimi bozkırın iklimsel koşulları ile veriliyor. Hep aynı bozkır, ama her bir sayfada ayrı bir resim ile… Köyün aynı insanları, her bir karakterde ayrı yaşanmışlıkların izleri ile…

Yazarı, Chingiz Torekulovich Aitmatov.

‘Bir insan için en zor şey, her gün insan kalabilmektir’ diyen yazar. Aynı zamanda, çevirmen, gazeteci ve politikacı, kısa bir dönem de diplomat.

Biz onu, “Selvi Boylum Al Yazmalım” ile tanıdık ve çok sevdik.

Cengiz Aytmatov’un kitaplarındaki yalınlık, okuyucuyu, okumaktan, kitaptan etkilenmekten çok hikayeye katılmaya davet eder. O kadar yalın, o kadar anlaşılırdır ki, içerisinde olduğunuz bir edebi hikaye yaşarsınız. Bu hikayenin gerçekliği ise yüzünüze çarpar, yüreğinize dokunur.

Aytmatov’da kelimeler sihirlidir. Basit dili çağrışımlıdır. Bir damla ile sizde bir şelale yaratır.

“Gece usul usul geldi, pencereye yerleşti (…)”

Bu şiirsel anlatıma, felsefe ve psikolojiyi de katıyor Aytmatov, yazdığı sosyal ve siyasi içerikli kitaplarında.

İlk Öğretmenim Duyşen’de, idealist olmak için, olmaması gerekenlerin değil, olması gerekenlerin anlaşıldığı satırlar var… çocuk sevgisi, insan sevgisi, vatan sevgisi var. Ve acı gerçekler…toplumsal sorunlar var. Yaşam olarak çok benzediğimiz Kırgız halkının 1920’lerde yaşadığı, bizim hala bugünlerde tam bir çözüme ulaştıramadığımız, kız çocuklarına karşı şiddet, yani…çocuk gelinler…var.

Aytmatov “aşk” anlatır kitaplarında, hiç bir zaman aşkı okumazsınız ama. Hissedersiniz. Öyle güzel işler ki, gündelik yaşam ve toplumsal olayların ilmiklerinde örülüdür aşk. Şimdilerde bilgisayarla resimlere yapılan optik ilizyonu, kelimelerle duygulara yapmıştır. Resimde kaybolmak gibi, kelimelerin yarattığı duygularda kaybolur insan.

“Mavimsi uzaklıklara baktıkça neler görmezdik ki, neler!(…)”

“Çünkü burada, bu kavak ağaçlarının dibinde büyüleyici yeşil bir cam kırığı gibi kaldı çocukluğum(…)”

Neden yeşil? Neden cam kırığı?, Nasıl büyüleyici?

Hikayenin içinde hayat bulan tanımlamaları burada yalın halde vermek yetersizdir.

Ve ilk kez duyup tekrar dönüp okuduğum, benzetmeler, tanımlamalar, keşifler…

“Bir insanın sevinçli mi üzüntülü mü olduğu arkasından bile belli olur bazen.”

Bir uzun hikaye “İlk  Öğretmen Duyşen”, dönüp tekrar okumayı istetecek lezzette. Aytmatov’un diğer kitapları gibi.

Okumadıysanız, tavsiye ederim.

Keyifli okumalar…

(Burçak Şenler Sınmaz)

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir