Satranç... - www.kafanagorehayat.com | www.kafanagorehayat.com

Satranç…

SATRANÇ – Stefan ZWEIG

 

(Türkiye’de en çok okunan yazar! İlginç!?)

 

Aslında büyük bir soykırıma uğrayan Yahudilerin, kendilerini duyurabilmeleri konusunda epeyce şanslı olduklarını düşünürdüm.  Neden diye baktığımızda, çok da zor değil cevabı.

 

Tüm dünyanın lanetlediği bu soykırıma dikkat çeken her bir film ya da kitabı, yazar ya da yönetmenini incelediğimizde, Stefan ZWEIG profiline benzer bir profil görmemiz olasıdır.

 

Eğitimli, varlıklı bir aileden gelen, iyi öğrenim görmüş, bir kaç dil bilen Stefan ZWEIG, “sicilya açılışı”nın çok üstünde bir başlangıçla yaşamın içine doğdu ve tüm aklını, yüreğini, bilime, sanata çevirdi. Döneminin savaşları, yaşanılabilir, güzel bir dünya umuduyla çabalamasına neden oldu, bizzat savaşın içine girip anlamsızlığını gördüğünde. Döneminin yazar ve bilim adamlarıyla yakın temasta bulundu. Eşini terk edip sekreteriyle ikinci evliliğini yaptı. Naziler kitaplarını yaktı, baskınlarla bunalttı. Ülkesinden kaçtı. Brezilya’ya yerleşti. Öykülerini burada yazdı.

 

Savaş ana temadır her zaman kitaplarında ama hep psikolojik çözümlemeleri vardır, karakterlerin, olayların anlatımında. Son kitapları oldukça karamsardı artık. İnancı, umudu sarsılmıştı. Dünyanın değişmeyeceğine inandı…eşiyle birlikte intihar etti.

 

“İnsanların arasında yalnız olmaktan daha korkuncu yoktur”

ve

“Her insanın hayatında yıldızının parladığı bir an vardır. ‘Dâhi’ o anı kullananlardır” diyor Zweig.

 

Günümüzde okumak, bilginin ya da güzel, özlü sözlerin kişiye hap gibi verilmesi için yapılan bir eylem. Zweig’ı okuduğunuzda hap gibi alamayacaksınız verdiklerini. Bu kitabı okumanın soyut kazancını fark etmeden hücrelerinize yedireceksiniz. Bedene geçecek önce cümleleri, anlayıp, sindirecek, ruhunuza dokunduğunu hissettikçe keyif alacaksınız..

 

Zweig’ın kitapları bir çırpıda okunabilmektedir. Bu konuda devreye, yazarlıktan çok daha zor olduğunu düşündüğüm çevirmenlik girmektedir. Bir kitabı farklı çevirmenlerle okuyarak kıyaslamak aslında çok büyük bir keyif. Eğer sadece hikaye okuyup geçmek istemezseniz, denemenizi öneririm, dilimizin zenginliğinin anlaşılması adına. İsim önermeyeceğim çevirmen olarak, ancak hangi kitabı alırsanız alın mutlaka yazarı ile birlikte çevirmeni hakkında da bilgi sahibi olun. Bazen kitaplar ya da yazarları sevmeme nedenimizdir çevirmenler.

 

SATRANÇ…

 

Bu kitap bir anlatıcının ağzından dökülen kısa bir öyküdür. Politik içeriğinden çok daha fazla bir edebiyat ve felsefe romanıdır. Bozulmanın ve erdemin savaşıdır, siyah ve beyazın satranç tahtasındaki mücadelesi…Satrancın, yaşamsal bir strateji, düşünce biçimi olmasının verilmesi ile birlikte, karakterler ve olaylar kısa, net, anlaşılır ve oldukça edebi anlatılmıştır…O kadar o kadar güzeldir ki; hiçliğe mahkum edilmiş bir adamı çok büyük bir merakla okutabilmektedir, o 70 sayfada. Bir otel odasında hiç bir şeye mahkum edilen bir adam ile yolculuk esnasında, çevredeki izleyiciler karşısında oynanan bir oyun…

 

Zweig’ın intihar etmeden önceki son kitabı…

 

“yazık hamle o kadar da kötü düşünülmemişti…”

 

Burçak Şenler Sınmaz

 

Bugünü Anlatıyor…

Satranç… için bir yorum

  1. Burçak Şenler Sınmaz

    En zoru hikâye yazmak. Şiirler anlık düşüncelerin biraz süslenip sayfaya düşmüş hali. Ki şiir seven çok da fazla insan olduğuna inanmıyorum. Hikayelerde lâf kalabalığı yaparak durumu kurtaramıyorsunuz. Yirmi beş sayfayı dolduracak kelimeleri dikkatle seçmek, tekrar yapmamak ve ilginç bir şey anlatmak zorundasınız. Zweig’ın ‘Satranç’ta yaptığı gibi. Etkileyici bir öykü. Pek çok yazar bunu başaramaz. Ben şimdilik idare ediyorum.
    Margaret ATWOOD

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir