Hiç başlamamış hiç bitmemiş aşklara... - www.kafanagorehayat.com | www.kafanagorehayat.com

Hiç başlamamış hiç bitmemiş aşklara…

Malabadi köprüsü, Diyarbakır’ın Silvan ilçesi yakınlarında, Batman Çayı üzerinde bulunuyor. Mervaniler döneminden kalan Malabadi, ismini sevdiği kız boğulunca, köprüyü yapan Bad’dan alır. Yarım kalan bir aşk yüzünden başlayan köprüdeki trajediler ise yüzyıllar boyunca sürdü, şiirlere, efsanelere konu oldu. Yaralı olarak esir düşen savaşçı Rindexan ile öldürülen aşıklar Xerip ve Fatman’ın öyküsü gibi..

Bad, nehrin karşı kıyısında yaşayan bir kıza aşıktır. Nehrin üzerinde köprü yoktur, Bad sevdiği kıza ulaşamaz. Her ikisi sadece nehrin kıyısından karşı karşıya konuşurlar. Kız bir gün, Bad’ın yanına gitmeye çalışır fakat daha karşı tarafa ulaşamadan suya kapılır. Genç Bad, tüm aramalarına rağmen sevdiği kızı bulamaz.

Bad, o dönem Silvan beyi Meya Farqin’in yanına gider ve “Sevdiğim kız yanıma gelemeye çalışırken suya kapılıp boğuldu. Gelin burada bir köprü yapalım, insanlar rahatça geçebilsinler,sevdiklerine kavuşabilsinler” der.

Silvan beyinin adamları köprüyü yarıya kadar yapar ancak köprünün kemer açıklığı İstanbul’daki Ayasofya Camisi’nin kubbesinden daha büyük olur. Bad’ı yanına çağıran bey, köprünün kalan yarsını yapıp yapamayacağını sorar. Yapabileceğini söyleyen Bad, beye şu şartı koşar; “Köprünün kalan yarısını tamamlarsam, senin sağ elini bilek hizasından keseceğim.” Aynı şekilde Silvan beyi de Bad’a köprüyü tamamlayamazsa sağ kolunu keseceğini söyler.

Her ikisi şartları kabul eder ve Bad köprünün kalan yarsını yapmak için kolları sıvar. Bad köprünün kalan yarısını tamamlar ve beyin sağ kolunu bilekten keser. Ve köprüye, Kürtçe ‘mal’ (ev) ve Bad ismini birleştirerek ‘Malabadi’ adı verilir. Bad’ın evi anlamına gelen Köprünün ortasındaki kesik el figürünün ise iddiayı kaybeden beyin kesilen elini sembol ettiği söyleniyor.

Albert Gabriel de köprü içine şöyle demektedir: “Modern statik hesabının olmadığı devirde bu açıklıkta o zaman için böyle bir eser hayranlık ve takdiri muciptir. Ayasofya’nın kubbesi köprünün altına rahatlıkla girer. Balkanlarda, Türkiye’de, Orta Doğu’da bu açıklıkta, bu yaşta köprü yoktur.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir