"her bir birey kendi iblisi ile yaşar" - www.kafanagorehayat.com | www.kafanagorehayat.com

“her bir birey kendi iblisi ile yaşar”

Aklın ve ruhun kendisine ve başkalarına nasıl eziyet edebileceğinin romanı.

İblisin insan olduğunu anlatan kısa bir roman.

İnsanlardan oluşan toplumun, farklılıkları kabul etmesindeki sorunları ve kabul etmemesi halinde yaratacağı yıkımı anlatıyor ve bu anlatımda gotik tarzı yansıtıyor.

İnsanoğlu taşıdığı korkuları, başka insanlarla birlikteliğin yarattığı yüzeysel ama kalabalık yaşamla unutabilir. Toplum ise korkusunu, birlik olup korkuya saldırarak yok edebilir. Peki korku olarak yaratılan ya bir insansa…ve bu insan korkularının üstesinden gelebilmek için topluma karışamıyorsa..?

Bu romanda korkulan üç insan ve toplum bu üç insana karşı, onları daha çok kabuğunun içinde yaşamaya itecek davranışlar sergiliyor. Bu izole yaşam da kendi korku ve inançlarını ortaya çıkarıyor. Kendi batıllarını, kendi totemlerini.

Bu roman bir gotik tarz örneği ve gotik tür, mekânın yarattığı hastalıklı ruh hâli, eşyanın dili ve hatıraların yarattığı şoklarla zihni bulanıklaşmış kahramanları kontrol eden önemli bir güç. Çok detaylı tasvirler üzerinden konu anlatılmış. Yazar adaylarının kesinlikle okuması gereken bir tarz. Bunun yanı sıra bize yazarın iç dünyasını anlatan bir tarz. Bu denli eşya zenginliği, bulanık bir zihnin yaratıcılığını ve hayal gücünü zirveye çıkarıyor.

Yazarı kimdir, uzun uzun anlatmayacağım. Kısa yaşamında çok uzun bir hikayesi var oysa.

Shirley Jackson,  agorafobisi ile başa çıkmaya çalışırken içinde taşıdığı korkuları hikayeye dönüştürebilmiş ve bir çok yazara ilham kaynağı olabilmiştir. Romanları bu anlamda daha dikkatli okunmalıdır. “Asıl korkulması gereken insanlardır” der. Yazımda kullandığı gotik tarz, dönemde cadı olarak adlandırılmasına yol açmıştır ki, bu da kitaplarında bahsettiği kötü davranışlar sergileyen toplumun, işte, gerçekteki yüzüdür.

Hayalet öykülerinin en iyi yazarlarından biri olan Shirley Jackson’ın, başta Neil Gaiman ve Stephen King olmak üzere korku ve gerilim türünün önemli yazarları üzerindeki etkisi tartışılmazdır. Mutsuz evliliğine, içindeki ruhsal zayıflıklara, kısaca hayata yazarak direniyordu. Ne var ki direnişi 48 yaşındayken geçirdiği kalp yetmezliği nedeniyle sona erdi.

Bu roman bir korku romanı değil ama korkuyu anlatan bir roman. Korku metafora dönüştürülmüş. Korkutucu olmaktan ziyade rahatsız edici bir roman.

Mutsuz, agorafobili, toplumu ile uyum sağlayamayan Shirley’e böyle olduğu için teşekkür edesi geliyor insanın, bir çok güzel romanı, öyküsü, tiyatro eseri nedeniyle. Ve kendisinden sonra gelen yazarlara esin kaynağı olması sebebiyle.

Romanı size kendi kelimelerimle anlatmayı, anlatırken bir eşya üzerinden nasıl zamanı algıladığımızı, nasıl o anki toplumsal yaşayışa baktığımızı açıklamayı çok istedim ama kendimi tuttum çünkü zaten kısa bir roman ve vereceğim örnekler kitabı okunmuş kadar yapacaktı. İlk cümleden son cümlesine kadar bir yazarın anlatımındaki ustalığına dikkat çekmek isterdim oysa ki.

Okunması gereken yazarlardan Shirley Jackson, okunması gereken bir tür Gotik Yazım, okurken bitene kadar elden bırakılamayan bir roman “biz hep şatoda yaşadık”.

Keyifli Okumalar…

(Burçak Şenler SINMAZ)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir