Dikkat! Facebook'daki arkadaşlıklar varoluşsal boşluk... - www.kafanagorehayat.com | www.kafanagorehayat.com

Dikkat! Facebook’daki arkadaşlıklar varoluşsal boşluk…

Her şeyden koptuk. Hayvansı içgüdülerimizi kaybettik. Varlığımızdan, doğamızdan uzaklaştık. Sonra..? Sonra ne oldu? Bunların üstüne sahip olduğumuz değerlerimizi de yitirdik. Bir varoluşsal vakum içinde dibe doğru çekilmekteyiz.

” Varoluş vakumu, yirminci yüzyılda yaygın bir olgudur. Bu, insan soyunun gerçek anlamda insan olduğu zamandan beri uğradığı iki kaybın sonucu olarak ortaya çıkmıştır. İnsanlık tarihinin başlangıcında insanoğlu, hayvan davranışlarını yönlendiren ve kendisini güvene almasını sağlayan temel hayvansal içgüdülerinin bazılarını yitirmiştir. Bunun sonucunda insan, o zamandan beri, duruma göre tercihler yapmak, karar vermek zorundadır. Buna ek olarak insan, gelişiminin daha sonraki dönemlerinde, davranışlarına temel olan geleneklerini de hızla kaybetmeye başlamıştır. Artık içgüdüler ona ne yapılacağını söylemediği gibi, gelenekler de ne yapması gerektiğini söylememektedir. Bazen, kendisi dahi ne yapmak istediğini bilmemektedir. Bunun yerine, ya başkalarının yaptığını yapmak (konformizim) istemekte, ya da başkalarının ona yaptırmak istediğini (totalitarizm) yapmaktadır.” (Viktor Frankl)

İnsanı tüm diğer canlılardan ayıran özelliği, anlam arayışıdır. Bazen sözel olarak dillendirilen bu arayış, kimi zaman ruhun derinliklerinde kendisini hissettirmekte ve tatmin edici yanıt bulmadığı sürece gizli bir sancı olarak kişiliğin ve kimliğin bütünlüğünü de etkilemektedir.  Bu yanıtı bulamamak, hayatının anlamını yitirmesine neden olur. Bilinç dışı bunun farkındadır. Ancak farkında olmayan insan, çare olarak, hedonik tatmine yönelir ki, ihtiyacı olan susuzluğun çok yüzeysel ve geçici giderilmesinden başka bir şey değildir, bu yolda yaşayacakları. 

Artık varolmanın yolu yalnız kalmamaktır. Talep edilen olmak, insanı yalnız kalmaktan kurtarır ve talep edilmek ise iyi pazarlamayı gerektirir (!). Aranan kişi olmak için tavırlarımızı şekillendirirken aslında olmadığımız kişilere dönüşmeye başlarız. İşte burada yardımımıza facebook, instagram ya da kısaca sosyal medya koşar. Tanımadığımız insanları beğenir, tanımadığımız insanlarla arkadaş olur, hatta tanımadığımız insanlarla aşk yaşarız. Çünkü talep edilen olmakla kurtulacağımızı düşünürüz gerçeğini olamadığımız bir yalancı film artistine/aktristine dönüşürken. Daha çok talep edilen oldukça, sonradan hissedeceğimiz boşluk daha da büyür. Daha bir sarılırız bu uçucu arkadaşlıklara. Hiç tanımadığımız insanlara, sevgi ifadeleri ile emojiler sanal alemde uçuşur ya da yine kavgalarımızı, anlamlı sözlerle, ağzının payını vererek (!), aşklarımızı, özlü sözler ya da şarkılarla ortaya koyarak yaşar gideriz. Yalnız kalmaktan korkarak ilişkilere girmek bizi aslında beraber olmak istemeyeceğimiz kişilerle ilişkiler kurmaya yönlendirir. İlişkilerimiz hızla ilişkisizliğe dönüşür.

Varoluşunun anlamını bulamayan birey, yüzyılımızda ortaya çıkan ve vakum yapan bu boşluğu sürekli bir şeylerle doldurma eğilimindedir. Ancak hiçbir zaman bu boşluk tamamen dolmaz. Ve boşluk içine ne atarsak atalım daha fazlasını ister. Ve bizler de bu boşlukla sürekli olarak yeniden yüzleşiriz.

Gerçek bir yaşam anlamı bulamadığımızda yaptığımız faaliyetler anlamlı bir işmiş gibi görülür(sanal alemde beğeni yapmak, birisine laf dokundurmak için bir yerden sözler alıp kopyalayıp yapıştırmak, hiç okumadığımız ve okumayacağımız romanlardan alıntı ve görsellerle aşkımızı ifade etmek ya da en acısı bir paylaşıma ne kadar beğeni geldiğini saymak, vb).

Halbuki içimizdeki öze ulaşabilmeli, potansiyelimizi performansa dönüştürebilmeliyiz.

İlk olarak da “kimlik hırsızı sendromundan” mustarip olmayı bırakıp insanların bizim hakkımızda ne düşündüğünü umarsamamaya başlamalıyız. Özgüven sahibi bir insan, başkaları gözündeki imajını parlatmayı bırakır. Sonrasında, geçici hoşnutlukların bir zaman çalmanın da ötesinde olduğunu anlar, ruhunu temizler. Nasıl mı? Üreterek. Burada bahse konu üretim normal yaşamımızda, evde, işte, okulda her zaman yaptıklarımızı yapmaya devam ederek üretmekten farklıdır. Özdeğerini bulup ona çalışmandır.

Nedir senin özdeğerin?

(Burçak Şenler Sınmaz)

Ekşi Sözlük’ten alıntılar içerir.

Dikkat! Facebook’daki arkadaşlıklar varoluşsal boşluk… için 2 yorum

  1. Burçak o kadar önemli bir konuya değinmişsin ki ve değindiğin konunun içsel olarak yaşanan bir hastalık (bana göre)olduğunu tedavisini vererek yazmışsın.Gerçek anlamda sana teşekkür ederim.Duruya hemen okutucam👌😘

    • Burçak Şenler Sınmaz

      “Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak” diyen Andy Warhol, hem haklı çıktı hem de adını ölümsüzleştirdi. Peki bizim zihnimizdeki meşhur olmak gerisinde neleri barındırıyor? Hayatımızın neresinde? Neden? Duru, belki de bir çok yetişkinden daha olağan yaşıyor sosyal medyayı. Kullanıyor diyemiyorum, hepimiz yaşıyoruz sosyal medyayı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir