Bir Deli ve Bir Dahi - www.kafanagorehayat.com | www.kafanagorehayat.com

Bir Deli ve Bir Dahi

Bir insan nasıl delirir?

Vicdan ve iç hesaplaşmaları halledememenin sonucu nedir?

Önceleri uykumuz kaçar, yüzümüz asılır, aklımız orada kalır. Günlük işlerimizi yapamaz oluruz, sonra, sonra sanrılar başlar…

En hafifinden yaşamışızdır belki anlatmak istediğimi. En ağrından olanında ise, kurtulamayacağımızı sandığımız o iç hesaplaşmalar alır aklımızı bedenimizden dışarıya.

Çok ince bir çizgidir; çalışan, soran, sorgulayan zihin için dışarıya gitmekle içeride kalmak arasındaki fark. Koşullarla, olması gerekenler, yapmak ve yapmamak arasında hesaplaşmalar. Hele de bir doktorun asker olması gibi bir çelişki…yorar yüreği de, zihni de.

William Chester Minor, Yale Üniversitesi’nde tıp okudu. Mezun olur olmaz, Amerikan İç Savaşı’nda, cerrah yüzbaşı olarak görev aldı. Kendi askerlerini ameliyat etmenin yanında bir başka görevi ise düşman askerlere işkence yapmaktı.

Bu filmin ana teması “bağışlamak”tır. Bağışlanmanın yetmeyeceği bir bağışlamak.

Ama asıl ilginç ve ön saflardaki konusu ise; Oxford Sözlüğünün bir kısmının bir deli tarafından yazılmış olduğu gerçeği.

Yıl 1872…

Oxford Üniversitesi oluşturduğu bir kurul ile bir sözlük yazmaya çalışıyor. Kültürel bir aşkla yapılan bu çalışmayı destekleyen otoritenin asıl amacı dil ile sahip olacağı dünya… Olmadı mı? “Akıl bilimle gönül dil ile korunur” u savunan Oktay Sinanoğlu, “İngiliz atını alan Üsküdar’ı çoktan geçti”dediğinde her şey bitmiş, o daha doğmadan bu politika başlatılmıştı bile.

Bir deli ile bir dahinin yolları kesişiyor bu çalışma sırasında. Çünkü dahi, tüm kelimelere ulaşmak için bir yöntem buluyor, ülkenin bir köşesinde. Deli ise diğer bir köşesinde, yaptığı bir iyiliğe karşılık bir hediye alıyor. Böyle kesişir gerçekte de hayatlar ve böyle kesişiyor gerçekten de. Oxford sözlüğünün yazılış hikayesini yansıtan bu film, kahramanlarının hayatını incelediğinizde eksik bile kalıyor, gerçekleri anlatmada.

Karanlığın yerini aydınlık alsın diye çalışıyor bir deli ve bir dahi.. Dahi bir çok dile hakim Mel Gibson, deli bir dahi kadar bilgili, askeri doktor Sean Penn. Birbirlerini görmeden yıllarca mektuplaşarak kurulan dostluk.

Ve okul yıllarımızda, hatta şimdi bile elimizden düşürmediğimiz bir sözlük, Oxford. Gerçi…galiba, bizim hayatımıza önce “Redhouse” girdi. O  ya da bu, bir toplumun düşünmesini dilini bozarak, dünyaya sahip olmayı ise dilinizi yayarak ulaşırsınız.

Aşk, psikoloji, dram, ve bir çok yan konunun yanı sıra beni en çok etkileyen, bir üretimin, kelimelerin kökenine ilişkin bir çalışmanın hikayesi…

Çok keyifle seyredeceğinize eminim.

Not: Yunancada, “para” dışarıda, “nous” ise akıl anlamına geliyor…Paranoyanın anlamı ise “aklını kaçırma!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir