Batı(nın) Uygarlığı - www.kafanagorehayat.com | www.kafanagorehayat.com

Batı(nın) Uygarlığı

Morjinal Dünya Peru’da…

“İspanyollar , Inca topraklarına gelince her tarafın altın kaplama , kadınların, erkeklerin takılarının altın olduğunu görünce şaşırıyorlar bu zenginliğe. Halbuki zenginlik değil bu,Inka’lılar da mülkiyet, para olmadığı gibi altının da bu anlamda bir değeri yok.İspanyolların altınları yağmaladığı en önemli yapılardan biri de “ altın avlu” anlamına gelen Fotoğrafta gördüğünüz Quricancha tapınağıymış.Daha sonra İspanyollar buradaki taşları da kullanarak , yakıp yıktıkları Inka tapınağının üstüne Santa Domingo adını verdikleri kiliseyi inşa ediyor.Inka’lıların torunlarına da şimdi böyle uzaktan bakmak kalıyor.”

İspanyolların bu süreçte İnkaları yok etmesinin canlı tanığı olan Dominiken papazlarından Marcos de Niza’nın olaylara tanıklığı tüyler ürpertiyor:

Ben St Francis Tarikatı’ndan Marcos de Niza, bu bölgelere adım atan ilk din adamlarından biriyim. Söz konusu bölgede kendi gözlerimle gördüğüm şeylere ve bölgede yaşayan halklara yapılan işleme değinmek istiyorum. Bu halkları yakından tanırım ve Yeni Dünya’da yaşayan halklar arasında özellikle Peru halkının Avrupalılara karşı çok sıcakkanlı olduğunu duraksamadan söyleyebilirim.

Yerli halk İspanyollara çok güzel altın, gümüş ve değerli taşlar armağan etti ve onlar için her türlü hizmeti yaptı. Yerliler, İspanyollara hiçbir zaman saldırmadı. İspanyollar kendilerine acımasızca davranmaya başlayana kadar onlarla dostluk kurmaya devam ettiler, gittikleri her yerde onları hoşgörüyle karşıladılar, İspanyolların şerefine ziyafetler verdiler ve onlara hem erkek hem de kadın köleler sundular.

Bu olayları gören biri olarak söyleyebilirim ki yerli önderlerinden Atahualpa, hiçbir direniş göstermeden İspanyollara iki milyonun üzerinde altın verdikten ve egemenliği altındaki bütün toprakları teslim ettikten sonra İspanyollar, yerli halktan herhangi bir kışkırtma olmamasına karşın bütün bölgenin kralı olan Atahualpa’yı yaktılar. Hemen arkasından da İspanyol Valiyi karşılamaya gelen yerli liderlerden Chalcuchima’yı ve Krallığın önde gelen kişilerini diri diri yaktılar.

İspanyolların çok sayıda yerliyi bir araya toplayarak, üç büyük binanın içinde kilitleyip yakarak öldürdüklerine tanığım. Oysa yakılan kişiler böyle bir muameleyi hak edecek hiçbir şey yapmamıştı. Aynı olay sırasında Ocana adında bir papaz, bir erkek çocuğunu yanan binadan kurtarmaya çalışsa da bir İspanyol yanına gelerek çocuğu elinden alıp yeniden gürül gürül yanan binanın içine soktu. Çocuk diğer yerlilerle birlikte yanarak küle dönüştü. O gün çocuğu yakan İspanyol kampa dönerken yolda öldü. Bana kalsaydı dini törenlerle gömülmesine itiraz ederdim.

İspanyolların sırf eğlence olsun diye, kadın erkek demeden yerli halkın ellerini, burunlarını ve kulaklarını kesip topladıklarını ve bunun bölgenin değişik yerlerinde defalarca tekrarlandığını kendi gözlerimle gördüm. Bazen de insanların üzerine köpek saldıklarını, yerlilerin bu şekilde paramparça edildiğini, İspanyolların çok sayıda evi ve yerleşim merkezini yaktıklarını gördüm.

Memeden kesilmemiş bebekleri annelerinin göğsünden alarak onları en uzağa fırlatma konusunda birbirleriyle yarıştılar. Diğer eziyetleri ve tüyler ürperten barbarlıkları da gördüm. Ancak bunlar tek tek anlatılmayacak kadar fazladır. Her birini anlatmak bir ömür sürer.

İspanyolların şeflere ve diğer yerli liderlere her türlü güvenceyi verip yanlarına çağırdıklarına ve geldikleri zaman bu insanları hemen yakalayıp yaktıklarına tanıklık ediyorum. Benim de bulunduğum bir ortamda biri Ancon’da, diğeri Tumbez’de olmak üzere yerlilerin önde gelenlerinden ikisini yaktılar. Onlar için dua etmekten başka yapabileceğim hiçbir şey yoktu.”

Batı(nın) Uygarlığı…

(Burçak)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir