Ansızın... - www.kafanagorehayat.com | www.kafanagorehayat.com

Ansızın…

Yazdıklarını okumak için öne doğru eğildi.Tüm gece ağlamaktan şişmiş gözleriyle baktı. Harfler önünde karışıyor, daha iyi görmek için açması gereken gözlerini aksine kısarak bakıyordu. Gözlerini kısması, kendini korumanın yoluydu. İstemsizce öğrendiği bir yol.

Kısarak bakmak…

Güneşe…

Yağmura…

Rüzgara…

Yazdıklarına…

Zorluklara…

Biten birlikteliklere…

Hayata…

Görmüyordu… Göremiyordu…

Onun yazdığını da ilk anda görememişti o küçücük telefon ekranında. Ama gözün göremediğini yüreği hissetmişti. Bir ayrılık cümlesi, o cümlenin kelimelerini oluşturan harfleri okumadan önce de anlaşılabiliyordu. Çünkü içten bilmek, gözlerin görmesinden hemen önce, aynı anda sayılabilecek kadar önce gerçekleşiyordu. Anladı. Ve Okudu. Bir kez daha… Bir kez daha.. Sonrasında kaç kere daha…

O ilk an, çılgınca kaçmak istedi okuduğu cümleden. Hissettiği duygudan. O soğukluktan.

Bunca zaman aradaki sessizliğin her yıkılamayışında, hep masalsı yanını düşündü bu birlikteliğin… Nasıl bir tesadüfler zinciri ile bir araya geldiklerini….

Şimdi?

Bazen, ayrılık cümlelerini duymaya hiç hazır değilizdir.

Bazen mi?

Ne zaman hazırızdır? Ne zaman, normal sayılabilecek bir cümlenin her bir harfinin, bitişin ağırlığını taşımasına hazır olmuşuzdur?

Şimdi hatırlamaya çalışıyordu, konu nasıl o son cümleye kadar geldi diye.

Spor salonundaki kızı kıskanmış mıydı? Kıskanmıştı. İçini çekti. Kıskanmıştı ama dememişti ki bir şey.

Görebilse… Elini kıpırdatabilse… Nefes alabilse yazacaktı.

Yok!..

Vazgeçti.

Vazgeçti, öyle uzun uzun yazmaktan. Ne zaman ona yazmaya başlasa, ona, hikayelerinin kahramanına, yazılarının sonuna doğru, aşka, sevgiye getiriyordu sözü. Oysa bu son cümle nefessiz bırakmıştı şimdi. Yazılarının sonu olmayacaktı artık.

Ne yazık!

Neye yazık?

Yazılarının sonu olmamasına mı, kahramanının bir anda yok olmasına mı?

Yazar o değildi. Ama öyle bir cümleydi ki yazdığı, sonrası yoktu. Sonsuzluğa kadar titreşimleri sürecek bir yankı bırakmıştı sadece.

Söylenen her bir söz, yapılan her bir davranış bir seçimdi. Seçimler ise bir hayat. Söylendi ve susuldu. Seçilen buydu. Her iki tarafın da susmayı seçtiği şu anda, kendisinin tekrar tekrar bir şeyler yazma çabası…

Hayır!

Hayır…

Yazmalıydı. Seviyordu. Kaybetmemeliydi.

Hiç ani bir bitiş cümlesi, hem de ona dönüp sevdiğinizi söylediğiniz bir zaman diliminde, size söylenen ani bir bitiş cümlesi çöktü mü yüreğinize?… Yürek paramparçadır artık. Bir parçası kendisine acırken diğer parça yakarmaya devam eder. Bir diğeri içine kapanırken başka biri haykırır. En küçük parça ise kabullenir… Ve bekler, diğer parçaların ona katılıp bütünleşmesini, devam etmeyi. Tekrar birleşince tüm parçalar, bir süre aynı atamaz o yürek, kasılır kalır. Sonrasında ise, hiç unutmaz ve hep hisseder parçalarının birleşme yerlerini.

Kahramanı, “Benim sabırlı olduğumu biliyorsun” demişti.

Ve o anlamsız yazışmanın tam ortasında çok sıcak bir cümle daha söylemişti, ayrılığa sözcük sözcük yaklaşırken;

“Alışkın değilim, ne yapıyoruz bu durumda?”

Ne yapılırdı bu durumda? Ne yapılabilirdi şimdi zamanı geriye döndürebilmek için?

“Seni tanıyorum” da demişti. Tanıdığı için mi söylemişti o sözleri, dönüşü olmayan bir bitiş için mi? Bunları düşünmenin bir faydası yoktu artık.

  • Seni tanıyorum ama alışkın değilim ne yapıyoruz bu durumda?

  • ….

  • Ne yap biliyor musun?

  • Ne..?

  • Ne yapmalıyım?

  • … Hiç. Nasıl istiyorsan öyle yap.

  • Ne yapmalıyım lütfen söyle…

  • Onu öylesine söyledim.

  • Sen hiç bir şeyi öylesine söylemezsin…

  • Cevap bekliyorum.

  • Her şeye her zaman cevap vermediğimi biliyorsun.

  • Yazar sensin, kendin bul benim ne yazacağımı.

  • Seni seviyorum, yazarım ben bir yazar olarak sana.

  • ….Boşver birbirimizi daha fazla yormayalım.

“BOŞVER BİRBİRİMİZİ DAHA FAZLA YORMAYALIM…”

Sözcükler, kopup her yere saçılmış bir kolyenin inci taneleri gibiydi. Aşkın güzelliği içinde açmaya korktuğu gözlerini kısarak bakıyordu, karşısındaki gerçekliğe.

14 Şubat 2019

(Burçak Şenler Sınmaz)

Ansızın… için 8 yorum

  1. Yine kelimeler dökülmüş o güzel yüreğinden harika.

  2. Erhan LÜLLECİ

    Burçak,yazında eylemlerden çok eylemleri yaşayan insanların olaylar karşısındaki düşüncelerini yazıya dökmüssün o açıdan bakarsak enterasan bir yazı aslında,Yazının kahramanı kadının savunma amaçlı gözlerini kısarak bakması güneşe vb. belki onun beyaz tenli belkide çilli bir cilde sahip olması da olabilir :)).Yine herşeyden faydalanmıssın hatta kendinden bile, her yazar gibi kendini azıcıkta olsa yazılarının içine koyuyorsun aslında bu çok güzel ben çok seviyorum yazarlar roman karakterlerine kendi karakterlerinide verir zaten .Burçak ‘Söylenen her bir söz,yapılan her bir davranış bir seçimdir.Seçimler ise bir hayat’.sanki bu cümleyi daha öncede kullandınmı acaba diyorum bütün yazılarını okuyan bir insan olarak eğer değilse yanlış hatırlıyorum doğruysa tekrarlanan cümleler benim için kısır döngü demektir.Aslında önemli bir konuya dikkat çekmissin insanlar teknoloji çağında sevgiye,geçmişe ,hatıralara ,saygıya ihanet edercesine sms yoluyla ilişkileri kolayca bitirebiliyorlar ben buna ödleklik diyorum,Burçak kalemine,ruhuna sağlık …

    • Burçak Şenler Sınmaz

      Sevgili dikkatli okuyucumuz, bir çok arkadaşımız yazıyor ve yazar, hepsi senin yorumlarına önem veriyor çünkü atlanılan detayları yakalayabiliyorsun. Evet bu düşünce benim düşüncem; hayat, seçtiklerinden ibaret. Ve bunu her fırsatta söylüyorum; kader dediğin iki nokta arasındaki yol ise senin yolun. Aynı cümlelerle olmasa da düşünce aynı olunca, ulaşan zihin de bir kez anlayınca “bunu biliyordum” diyor. Ama kim bilir, belki de aynı cümleyi bile kullanmışımdır. En önem verdiğim düşünce çünkü bu, özgürlüğümüzün kaynağı biziz. Çok teşekkür ederim. yYzılarım benim duygularım ama olaylar soru işareti… Bir olayın içine girip ben olsam nasıl hisseder, düşünürdüm rolünün yanı sıra empati yapmaya da çalışıyorum. Yeni bir öykümü yarıladım ancak onu galiba biraz saklayacağım, basılabilir uzunluğa erişecek gibi… Sevgilerimle.

  3. Sevgili yazar hanım,uzun zaman sonra sizi tekrar görmek beni çok mutlu etti malesef tüketim toplumunda maddesel herşeyi tükettiğimiz gibi manevi değeri olan herşeyide tüketiyoruz sevgi,güven ve saygı gibi.Teknolojinin avantajları olduğu gibi dezavantajları da malesef bulunmakta bu dezavantajları da yaratan bizleriz insanoğlu işte herşeyi kendi lehine olduğu kadar ,karşısındaki insanın alehine de kullanabiliyor, yüzüne söyleyecek cesareti gösteremeyenler teknolojinin avantajına sığınıp kaçak bir veda demesini biliyorlar ,karşısındakinin duygularını hiçe sayarak, mesajı okuyan kızın duygularını hissettiklerini güzel ifade etmissiniz, bu yazıda mekanı tasvir etmekte zayıf kaldığınızı söyleyebilirim belkide kısa yadığınız için oysa ya otobüste ,ya trende yada evin odasında mutlaka hikayeleriniz yer tarif ederdi, o zaman daha uzun hikayelerde buluşmak üzere diyelim,kaleminize,ruhunuza sağlık…

    • Burçak Şenler Sınmaz

      Muzaffer Bey, evet tasvirler sadece duyguya yönelikti, mekan ya da fiziksel tasvir yoktu. Kısa geçiş yazıları diyelim bunlara, eskiz aslında. Elimi, ruhumu alıştırıyorum yazmaya çok teşekkürler. Her konuda yozlaşıyoruz. Ne zaman mutlu bir şeyler yazmak istesem hüzün bulaşıyor. Aslında düşündüğümüz, hissettiğimiz dünyamız oluyor. Şu an biraz duygulara yoğunlaştım çok teşekkürler. Yazmayı seviyorum, sizden yorumlar aldığım için.

  4. Burçak içine girdiğim yada içine çektiğin anlatım ile duygu yoğunluğu içindeyim.Tat enfes anlatım harika ve burçak klasiği teşekkürler canım…Özlemişim.

    • Burçak Şenler Sınmaz

      Teşekkür ederim Arzu, daha çok yazmaya başladım, umarım devam edebilirim. Beğendiğin için mutlu oldum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir